Ana içeriğe atla

Günümden küçük bir kesit...

Merhaba arkadaşlar. Yine beraberiz 12 ağustostan beri imkanlarım çok kısıtlı olduğundan bir türlü yazamadım. Sadece imkanlar değil ne kafa kaldı ne de yazacak gücüm kaldı. Yarım saat sayfanın açılmasını beklediğim bi bilgisayarım vardı ama artık o da yok , telefonum desen külüstürün teki yayın paylaşabiliyorsun ama yayın üzerinde hiçbir ayar yapamıyorsun ayarsız da olmuyo haliyle. Yani demem o ki sizlere ulaşmak için yolumda çok fazla engel var ama bu sizden vazgeçeceğim anlamına gelmez değil mi ? Bu engeller iyi kötü eylül gibi aradan kalkacak o zamana kadar biraz dişimizi sıkacağız. Neyse biraz sohbet edelim istedim sizinle. İnternnette bi birey olarak var olduğum andan beri içimde hep bi üretme güdüsü var. Şu an bu blogun olmasını ,bu satırların hepsini bu satırlara borçluyuz. Son günlerde acayip bir şekilde YOUTUBERlık ateşi sardı.Orada da bi içrik oluşturmak için ölüyorum ama youtube da blog daki kadar kendimi serbest bırakmıyorum. Blogu açma isteği uyanınca içimde direk açtım ama yaklaşık bir haftadır YOUTUBE konusu dolanıyo kafamın içinde. Yapsam mı yapmasam mı ? Yaparsam ne yapayım , nasıl editliyim (Malum bilgisayarda yok ), çekimleri neyle yapayım (Malumunuz telde son nefeslerini veriyor ). dah bunlar gibi binlercesi. Galiba yine kendime engel olamıyacam ve orayada el atacakmışım gibi geliyor. Bakalım ne olacak :) Elimde bi bilgisayar olsa sizi hiç ihmal etmem haftalık , iki günde bir yada günlük yazarım konu sıkıntı değil bir saatte kafamdan geçen konulardan 50 farklı bloggerra yayın çıkar :) Bugün neler yaptığımı anlatayım sizlere. Bugün pazardı ve sabah geç kalktım saat 10.30 gibiydi (Normale göre geç sayılır ) annemle sohbet eşliğinde kahvaltı sofrası hazırlandı, Dün ben evde değildim dün kahvaltıdan kalan poğaçaları ısıttık ve hep beraber afiyetle yedik  kahvaltı yaptık iyiydi hoştuda  babam dünden beri hastaydı ama sabah yataktan bile zor kalktı başı çok fena dönüyormuş. Kahvaltıdan sonra içeride gidip uzandı belki dinlenince geçer diye. Bu arada saat 12.30 oldu bende dersin başına oturdum yaklaşık iki saat ders çalışdıktan sonra iki haftadır beklediğim boş vaktime giriş yaptım ve saat 14.30 da çarşıya çıktım 'SİYASİ BERBERE'rime uğradım güzel bi traş olduktan sonra bi soru bankası aldıktan sonra eve geçtim. Eve geldiğimde saat beşe geliyordu ( Saat 15.30 da traş olduğum düşünülürse normal tabi ) ve babam iyice kötü olmuştu normalde kendisi dayanma gücünü bu durumlarda fazla zorlayan bir insan olduğu için ilk başta kabul etmedi ama baktı ki dayanılmayacak gibi oldu hastaneye gidelim dedi. Bi düşünsenize başınız sürekli olarak karmakarışık olarak dönüyor ve gözlerinizi kapatmakta hiç bir işe yaramıyor çünkü bütün olay beyninizde gerçekleşiyor. Hep beraber devlet hastanesinin aciline gittik kalbalıktı ama beklemek sıkıntı değil güzel işliyordu sıra ama yakınlarda bir yerde düğün konvoyunda çok ağır zincirleme araba kazası olmuş. 8-9 ambulans peş peşe ağır hastalar getirdi onların durumu ağır olduğu için (hem de çok ağır Allah yardımcıları olsun ) onlar acil bölümünü resmen kapattılar bizde hal böyle olunca orada bi saat aşırı bekledik. HAAAA! az daha unutuyordum acildeki teyzeyi öldüresim geldi Allah her kadına çene vermiş ama onunki bütün kadınları cebinden çıkartır görmeniz lazımdı kocası bi iğne bi iplik kalmıştı yiyip bitirmiş adamı .  Ağrısı var inliyordu ama kadın aşırı sinir bozucu kocasına o hasta halindeyken bile öyle bi çemkiriyordu ki adam illada gözün önünde olacak. hadi kocasına yaptığı beni ilgilendirmez. Acil hastalar içerde diye kendisini alamıyorlar diye hükümete sövüyor HER ŞEYİN BİR YERİ VAR orası ne siyaset yeri ne de bağırıp çağırmanın öyle değil mi. Neyse babamı aşağıdaki özel hastaneye götürdük serum takıldı ve vertiko tanısı konuldu şu an durumu iyi. Benimde çenem açılınca kapanmıyor :) Umarım sizi çok sıkmamışımdır. Kendinize çok iyi bakın. Görüşmek üzere.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Tatil Ortasından

Tatil benim de hakkımız deyip hazır karda yağmışken tatile çıkayım dedim. Başlık gibi size tatilimin tam ortasından yazıyorum bir hafta sonra yine o yoğun koşuşturmaya geri dönüyorum :) Size biraz tatilimin nasıl gittiği hakkında  yazmak istedim.  Üç gün bile olsa ciddi bir şekilde tatile ihtiyacım vardı. Çünkü çok yoğun bir dönem geçirdim. Hatta yoğun kelimesinin yoğunluğunu ilk defa bu kadar  çok hissettim diyebilirim :) Bunun gibi geçecek çok zamanım var ama istediği kadar yoğun olsun hiç sorun değil çünkü bu tempo insanı zorunlu bir şekilde hareket etmeye zorluyor ve bence bu boş boş oturmaktan çok daha iyi. Tatil planı olarak hiç bir şey yapmamayı planladığınızı düşünün. İnanınki hiçte kulağa geldiği gibi hoş olmuyor. Harekete muhtacız ve her ne kadar bu zorunlu koşuşturmadan memnun olmasak ta aslında onu seviyor ve her daim ona ihtiyaç duyuyoruz. Zorunlu yada değil hareketsiz kalmamanız dileğiyle :)  

Merhaba...

Arkadaşlar burada sizlerle yazılarımı ve düşüncelerimi paylaşmak istiyorum baş koyduğum bu yeni yolda desteklerinizi esirgemezseniz sevinirim .

İçinde Bulunduğumuz Durum

Biz insanlar hep uğraş içindeyiz.hep bir planlar , hep bir şeyleri halletmeye çalışırız ama bu işler asla planladığımız gibi yada hayal ettiğimiz gibi gerçekleşmeye bilir. işte hayat ta bu dur zaten sen planlar yaptıkça başına gelen şeydir hayat. şimdi benim açımdan düşünecek olursak. Durmaksızın devam eden bir yarışın parçasıyım. benim gibi milyonlarca kişinin içinde bulunduğu yarışta bulunma sebebimiz GELECEĞİMİZİ  palanlamakmış. Bu yarışta değişen tek şey yarışçılar. Bugün yarışan bensem yarın başkası ama sistem hep aynı.Herkes bir şeylere zorlanıyor ve hiç sorgulamadan o eylemleri gerçekleştiriyoruz. Bunlardan biride bu yarışı herkes gibi oynayarak tamamlamaz san bir geleceğin yokmuş gibi gösterilmesi.  Biz de "Hı madem öyleymiş bizde öyle yapalım " diyerek herkesin yaptığını yapıyoruz. Evet bunları bende yaptım belki ama gerçekleri gördükten sonra keşke yapmasaydım diyiyorum. Mesela bizi kurtaracak olan şey çok ders çalışmak mı ? HAYIR kesinlikle değil. Herkes birbirin...