Gel zaman git zaman yüreği bedeninden büyük olan bu çocuk artık büyümüştü. Okul yaşı gelmişti ama o daha bu zaman gelmeden önce hep düşündüğü bir şey vardı. Büyük adam olacağına, kimsenin başaramayacağı işler yapacağına, o evde gördüğü boyu kadar olan ansiklopedilerde boy boy fotoğraflarının olacağına, sayfalarca hayatı ve imza attığı başarılarının anlatacağına düşünüp dururdu. Bunlardan hiç biri olmasa bile kendisini diğer insanlardan ayıracak bir özelliğinin olacağını düşünürdü. Hatta bu özelliğinin o yaşlardan itibaren peşine düşmüş onu arıyordu. Okula başlama yaşı daha gelmemiş olmasına rağmen onu bir yaş önceden kaydettirdiler. Yaşıtları ondan küçüktü. Evet siz şimdi sorarsınız yaşıtları nasıl küçük olabilir diye. Çok basit. O çoğu yaşıtlarının yapamadıklarını yapıyor ve aynı zamanda (sınıf ) arkadaşlarından (zeka yaşı olarak )bir yaş küçük olmasına rağmen sınıfın en iyilerindendi. İlk başlarda bocalıyordu. Çok yavaş yazı yazıyor, arkadaşları ikişer ikişer , üçer üçer istenilen sayıdan başlayarak hem ileri hemde geri geri sayabiliyorken o sayamıyordu ama sadece iki ay içerisinde sınıfta birinci oldu. Aldığı terbiye sayesinde okulda öğretmeninden idarecesine varana dek herkesçe parmakla gosterilir olmuştu ama gelin görün ki nezaketinden ve her şeye iyimser bakışından dolayı arkadaşları sürekli onunla dalga geçiyor, yerden yere vuruyorlardı. Bulduğu boş bir hangar gibi dolduruyordu içini şu yaşadıklarıyla. O yaşlarda kavga edemeyecek kadar meşguldü "HAYAT"la uğraşmaktan. Bilmiyordu kavga etmeyi. Hiç kavga etmemişti zaten. Bu içine atmak bir yerden(3.sınıftan) sonra patlak vermeye başladı. Üç yıl boyunca hergün kendisine edilen hakaretleri, dalga geçmeleri, içine atıyordu. Sonuçta illa ki bir yerden sonra dayanılmaz bir hal alacaktı. O gün geldi. Ağzına kadar dolmuştu. Söylenen en ufak bir cümleye bile tahammülü kalmamıştı. Kimsenin bilmedigi dertleri , sıkıntıları vardı. Nerden bilsinler ki ? O dertlerini kendisine bile söyleyemezken kime anlatabilirdi ki ? Herkesin hayatta yaşarken kendiliğinden oluşan bir şeydi onda eksik olan. O zamanlar bu olanları anlatamamasının nedeni yanında anlatabilecek birilerinin olmayışı mıydı yoksa ne kadar anlatsada anlayamayacaklarla mı doluydu etrafı ? Bunlar bilinmez ama olanların hâlâ içinde bir yara olarak kaldığı kesindi. Işte bu aşamadan sonra hayat ona İkinci Büyük Dersi veriyordu...
Tatil benim de hakkımız deyip hazır karda yağmışken tatile çıkayım dedim. Başlık gibi size tatilimin tam ortasından yazıyorum bir hafta sonra yine o yoğun koşuşturmaya geri dönüyorum :) Size biraz tatilimin nasıl gittiği hakkında yazmak istedim. Üç gün bile olsa ciddi bir şekilde tatile ihtiyacım vardı. Çünkü çok yoğun bir dönem geçirdim. Hatta yoğun kelimesinin yoğunluğunu ilk defa bu kadar çok hissettim diyebilirim :) Bunun gibi geçecek çok zamanım var ama istediği kadar yoğun olsun hiç sorun değil çünkü bu tempo insanı zorunlu bir şekilde hareket etmeye zorluyor ve bence bu boş boş oturmaktan çok daha iyi. Tatil planı olarak hiç bir şey yapmamayı planladığınızı düşünün. İnanınki hiçte kulağa geldiği gibi hoş olmuyor. Harekete muhtacız ve her ne kadar bu zorunlu koşuşturmadan memnun olmasak ta aslında onu seviyor ve her daim ona ihtiyaç duyuyoruz. Zorunlu yada değil hareketsiz kalmamanız dileğiyle :)
Yorumlar